2 Aralık 2018 Pazar

BİR DTCF MASALI


     Bir varmış, bir yokmuş… Kocaman bir şehrin en işlek yerinde, eşi benzeri olmayan, emektar bir fakülte varmış. Bu fakülteyi herkes bilirmiş. Eğitimiyle olduğu kadar öğrencileriyle, hatta siyasi olaylarıyla meşhurmuş. Fakülte bilinmesine bilinirmiş ama yine de içinde ne olup bittiğine akıl sır erdiremezlermiş. Bu gözler önündeki dev gizemli kaleye bir göz atmaya ne dersiniz? İşte Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi,nam-ı değer DTCF!...

  
     Sıhhiye meydanındaki Adalet Sarayı’nın karşısındaki heybetli taş bina, M. K. Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözüyle hemen fark edilir. Bahçe kapısında sizi 4 Özel Güvenlik Birimi (ÖGB),  bazen de bir polis kordonu karşılar. ÖGB kimliğinizi kontrol ederken, polisler de sizi tepeden tırnağa arar. Polis kordonundan salimen çıktıktan sonra giriş kapısına gelirsiniz. Orada da ÖGB’ler bekler. Öğrenci kimliğiniz yoksa giremezsiniz. Güvenlikten alnınızın akıyla geçip ana binaya girersiniz. Sağınızda Farabi fuayesi, solunuzda  öğrenci işleri vardır. Karşınızda ise uğruna okul uzatılan, DTCF’nin  olmazsa olmazı orta bahçeye çıkılan merdivenler…Orta bahçeye çıktığınızda , tam ortada Çevik kuvvet ekibi konuşlanmamışsa, karşıdaki büfe ve üst tarafındaki ÇARDAK göze çarpar. Burası DTCF‘deki iki ana düğmeden soldakidir. Bazılarının inatla “SERA” dediği, DTCF’deki ayrımın bir ucu olan ÇARDAK, 2002 yılında solcu öğrenciler tarafından yaptırılmıştır. Çardağın yanında kütüphane binası bulunur. Onun tam karşısında da ek bina… Ülkücülerin mekanı KANTİN ek binanın arka tarafındadır. Kantine orta bahçeye çıkmadan sağdan gidilir.

Şekil 1: ÇARDAK(3MAYIS2007 olayından sonra)
   


     İki tarafa da mensup olmayanlar ise orta bahçede takılır. Orta bahçe bir kesişme mekanıdır. Orada yapılan sohbetlere doyum olmaz, hemen kaynaşılır. Orada oturmak uğruna dersler asılır, hatta orta bahçe müdavimi olduysanız dersiniz olmadığı halde sabahın köründe kalkıp orta bahçeye gelirsiniz. Meşhur çatışmalar da orta bahçede olur. Gaz bombaları orta bahçede patlar, biber gazları orta bahçeye atılır.  Şuncacık yerde o kadar siyaset nasıl yapılıyor derseniz. Siyasetine göre değişir.

    
    
     Kimine göre siyaset hayatın kendisidir, kendini ifade etme şeklidir. Kimine göre aldatmaca, pelerine bürünmedir. Kimi, “yönetim şeklidir” der, kimi “ortam yapmak için gerekli”…  Kimi siyasetin “s” sini duyunca kaçar, kimi “ben anlamam” der, gider. İşte böyle karmaşık bir öğrenci toplumu var DTCF’de. Burada yaklaşık 250 kişi öne çıkar.  Bunlardan 200 kişi kadarı çardakta, 50’si ise kantinde bulunur.



     Kantinde ülkücüler, sağ görüşlü olanlar, yemek yemeğe giden ve siyasetle ilgisi olmayanlar takılır. Tarihi 1944’lere dayanan DTCF ülkücüleri yıllardan beri kantindeler. 2002 yılına kadar solcularla ortak olan kantinde afiş yüzünden olay çıkınca bu ayrım oluşmuş ve solcular kendi paralarıyla çardağı yapmışlar.

Şekil 2: olaydan sonra orta bahçeden bir görüntü

     Ülkücülere göre siyaset yönetim biçimi, ideoloji ve yaşam biçimi…  Kendilerini Müslüman-milliyetçi olarak tanımlıyorlar, ama ırkçı değiller. Bunu 1980’lerdeki ülkü ocakları başkanının Kürt olduğunu söyleyerek örnekliyorlar. Hüseyin Nihal Atsız’ı bu yüzden tasvip ettikleri söylenemez. Çatışmaları sürü psikolojisi olarak tanımlıyorlar. Onlara göre DTCF’de sağ-sol kavgası yok, PKK’ya karşı mücadele var.”Başka kimse ses çıkarmıyor, PKK’nın- bebek katillerinin- elini kolunu sallaya sallaya ortalarda dolaşmasına katlanamıyoruz“ diyorlar. Ülke çıkarını gözeten solcularla bir problemleri olmadığını belirtiyor ve üzerine ekliyorlar: “ Biz sağcı değiliz, ülkücüyüz, sağcı yazmasınlar çok bozuluyoruz.”

     Kantinde ve arka bahçede sakin ve bambaşka bir ortamları var. Onlar da sohbet ediyor, gülüyor, “Parlement  ve LM” içiyorlar. Ama orta bahçeye rahatça çıkıp derslerine girmiyorlar, belki de giremiyorlar. İdeolojik ayrımların, alınan kararların netliği “bazılarını” onlardan ayırmış. Hala kalplerinde ülkücülük ateşi yanıyor o “bazılarının” ama mücadelede yoklar.
    
     Karşı tarafa gelince…  Çardak, bir sürü sol görüşlü örgüte mensup öğrencilerin mekanı… Okulun küçük olması, yer sıkıntısı nedeniyle çelişen görüşlerini arka plana atıp, ortak çıkar doğrultusunda omuz omuza mücadele veriyorlar.

     Türkiye Komünist Partisi öne çıkan gruplardan biri…  Diğerlerinden ayrıldıkları noktayı sorduğumda ilk olarak bağımsız bir Kürt devletini savunmadıklarını söylüyorlar. Kurulacak kapitalist bir Kürdistan, Kürtlere haklarını tam olarak tanıyamazmış. Aklını kapitalizmden özgürleştirmek politikasıyla öğrencinin emekçi halkına karşı sorumluluğunu yerine getiriyorlar. Gittikçe daha da genişleyen bir çürümüşlükten bahsediyorlar. Siyasete, gündeme, olaylara ilgisiz, bencil ve çıkarcı bir gençlik oluştuğunu belirtiyorlar. Siyaset deyince kaçanları düşünüyorum.


Şekil 3: Gaz bombası ve biber gazı altındaki orta bahçe

     Öğrenci kolektifleri 2005’te kurulmuş, yeni sayılabilecek bir oluşum. Tüm ülkede örgütlenmişler. Özetle öğrenci haklarını gözetmek, isteklerini dile getirmek için kurulmuşlar.

     Çardakta bir de anarşistler var. Otoriteye, devlete, hiyerarşiye hatta siyasete karşı onlar. Buna rağmen çardakta olup, eylemlere, etkinliklere katılmalarını da seçeneksizlik olarak açıklıyorlar. “Faşist teröre, emperyalizme, baskıcı güçlere karşı birlik olunmalı” diye ekliyorlar.

     “Size neden terörist diyorlar” diye sorduğumda, yönetime karşı durduğumuz, isteklerimizi yüksek sesle dile getirdiğimiz için yanıtını veriyorlar.

     Konu PKK’ya geldiğinde ise PKK’nın siyasi bir örgüt olduğunu ama mücadele olarak tasvip etmediklerini belirtiyorlar. Faşizme karşı omuz omuza olduklarının altını çiziyorlar. Okulda sağ-sol kavgası yok onlara göre, faşist terör var ve bununla mücadele edilmeli.


Şekil 5: biber gazından kaçmaya çalışan öğrenciler


     Tarafsızlar a gelince… Onlar kışın oturacak tarafsız bir yerin olmamasından yakınıyorlar.”DTCF’de siyaset yok, fikir çatışması yok, sadece taşlı-satırlı kavga var. Bölünmüşlük var, çıkarcılık var, dış güçlerin öğrencileri kullanması var, gündem meşgul etme var.  Çatışma çıkıyor, ortada biz kalıyoruz. Biber gazını biz yiyoruz. Sonra da polis bizi değil ülkücüleri koruyor. Bir kişiyi 10 polis sınava getiriyor” diye sitem ediyorlar. Polisin taraf tuttuğunu söylüyorlar. Birçoğu polise tepkili ve sırf bu yüzden solu destekliyor. Geri kalanlar ise siyasetten korkuyor.

Şekil 4: çevik kuvvet orta bahçeye girerken
 

Demokratlar, liberaller, sağcılar siyasetin okul dışında olması gerektiğini savunuyorlar. Zaten buradakinin de siyaset olmadığını vurguluyorlar.

Atatürkçü Düşünce Topluluğu (ADT) ise “Siyaset her yerdedir. Öğrenciler de okumalı, düşünmeli, yerinde ve gereğince siyasete katılmalıdır.” diyor. Türk gençlerini Kemalizm’in ışığıyla aydınlatmak ve ilkeleri yaşatmak için çalıştıklarını belirtiyorlar. Sol olmalarına rağmen çardakta olmamalarını ise; Kemalist düşünce ile açıklıyorlar.

AK Partililer ise siyasete daha ayrı bir gözle bakıyor. “Kitle siyaseti, çoğulculuk ve halkın yönetim faaliyetinin yeri okul olmamalıdır. Olduğunda işte böyle çatışmalar çıkar, bölünmüşlük tüm hayatı etkiler. Siyasetin okulda yapılmaması, öğrencilerin siyasetten uzak olmaları anlamına gelmemelidir. Öğrenci siyaseti okumalı, öğrenmeli ve yeri geldiğinde siyasete katılmalıdır.” diyorlar.

     Bu ilginç fakültedeki gezimizi bitirirken hala gördüklerimizin, duyduklarımızın etkisindeyiz. Ne olursa olsun siyaset bitmez DTCF’de. Daha doğrusu siyaset adı altında yapılanlar… Sadece önyargıdan uzaklaşmak ve karşıdakinin görüşüne saygı duymak gerekli olan. “Bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde diğerinin özgürlüğü kısıtlanıyorsa o özgürlük olmaz.” İşte bu cümle göz ardı edilmemeli ve her şeye rağmen dolu dolu DTCF yaşanmalı. O günler bir daha geri gelmeyecek, edilen sözler, kırılan kalplerin dönüşü yok… İyi düşünülmeli… Daha da çok düşünülmeli…


     “Mekanımız DTCF ama siyaset bunun hem her yerinde, hem de hiçbir yerinde…” Çatışmaların olmadığı, düşünen ve düşüncesini daha akılcı yollardan dile getiren bir DTCF temennisiyle…




 İLef Araştırmacı gazetecilik dersi final ödevi 2008

1 yorum: