2 Aralık 2018 Pazar

TEK DERT AB Mİ?

Avrupa Birliği’ne girmek ya da girmemek … Bütün mesele bu mu? Aslında değil…

Amaç çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak değil miydi en başında? Yetkiler bu amaca ulaşmak için Avrupa Birliği’ne girmek yolunda ilerlediğimizi belirtiyor. Adaylık süreci, Türkiye’nin hedeflediklerinden ötesi değil. Bu değişimleri zaten yapmamız gerekiyor. Avrupa Birliği, bu yolda araç haline dönüşüyor.

Avrupa Birliği yolunda ilerleyen bir Türkiye’den 14 genç Türk gazeteci olarak kurumları yerinde tanımak amacıyla Lüksemburg’a yollandık. Schengen anlaşmasının imzalandığı yeri, bu anlaşmanın anlamını ve o huzurlu kasabaları görmek çok keyifliydi. Avrupa Yatırım Bankası, Adalet Divanı ve Eurostat da… Bir dış haberci olarak fazlasıyla bilgilendim ve bundan sonrası için gerçekleştirilmesi olasılık dışı olmayan planlar yaptım.

Her şey çok güzel, açık ve resmi. Ancak gayri resmi düşüncelere gelirsek…

Avrupa Birliği demek huzurlu ve rahat devletlerin bir arada bu huzuru devam ettirmek için oluşturdukları bir topluluk.. Bu huzurlu toplulukta bizim ne işimiz var diye düşünüyorum.

Orda dolaşırken kendi aramızda haber yaparken ne kadar zorlanıyorlardır diye düşündük. Bu kadar huzurlu bir yerde gazetecilik yapılmaz ki… Haberlik bir olay olmaz, olsa da fazla büyümez. Bu insancıklar ne yazar, ne okur? Öyle ya üçüncü sayfa haberleri olmadan bir gazete nasıl okunur?

Türkiye’ye döner dönmez trafik dikkatimi çekti ve yayalar… Birbirine bağıran insanlar hayat koşuşturmacasında kaybolmuş. Korna sesi, sren sesi, insan sesleri, bir uğultu…. O “huzurlu” topluluğa biz girince ne olacak dersiniz? İçimize birden huzur mu dolacak? Ya da onlar bize uyacaklar, gürültü orada da bir krallık kuracak. 

Ya insanlar, insancıklar?.. Otobüs şoförünün sırf durak haricinde inmek istedi diye azarladığı bir adamın sinirli söylentileri, iç burkan çıplak ayakları, zayıf yüzü, bitkin düşmüş gözleri; porche, BMW gibi en pahalı markaları kullanan karnı tok, sırtı pek Lüksemburgluyla aynı çatıda yer alabilir mi? Benim ülkem, insanım en iyisine layık ama biraz da “BİZİ” düşünmek lazım. Ezilmemek ve ezdirmemek lazım. Nedense oradan döndüğümde bunları düşündüm. “Ezilmemek lazım!”
Üyelik sürecini tamamlamışken, referandum sonrasında Avrupa Birliği’ne girmeyi reddeden bir Türkiye görmek hoş olmaz mı?

“Siz aldınız, ama biz girmedik!” Hatta daha arabesk bir bakış açısıyla “Sen mi büyüksün, biz mi büyüğüz AB?” “Biz niye AB’ye giriyoruz, AB bize girsin…”



10 / 09 / 2010                      PINAR ODABAŞI


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder