GÜNDEM
KÜTAHYA!
Ankara’dan
baktım sana Kütahya. Önce deprem gördüm, sonra da trafik kazası… Üzüntü
gölgelemişti güneşini. Neden bize karanlık yüzün dönük?
Neden
mi böyle yazdım?
“Kütahya'da
sürücünün direksiyon kontrolünü yitirdiği bir seyahat firmasına ait otobüs yol
kenarındaki ağaçlık alana daldı. Can pazarının yaşandığı kazada 1'i çocuk 7
kişi yaşamını yitirdi, 38 kişi de yaralandı.” haberi yıldırım gibi düştü haber
merkezlerine. Sonra da “Kütahya ile ilgili ya deprem ya da kaza haberi
veriyoruz.” değerlendirmeleri yapıldı. Bana da şöyle bir yorum geldi: “Pınar,
sizin orda ne çok kaza oluyor yahu!”. Ne diyeceğimi bilemedim. Acı bir
gülümseme tutundu kaldı dudaklarıma, gitmedi. Gerçekten, ne çok kaza haberi
almıştım ve ne çok deprem haberi yapmıştık.
BİR
SİMAV GERÇEĞİ
Simav
sallanmaya devam ediyor. Fethiye depremiyle de Simavlıların yürekleri bir kez
daha ağızlarına geliyor. Simav Kaymakamı Yüksel Ünal’ın ifadesiyle deprem
kendini hatırlatıyor, 'Ben buradayım, gitmedim' diyor. Biryandan afet eğitimi alan
Simavlılar, diğer yandan konut sorununu düşünmeye devam ediyor.
MADALYONUN
DİĞER YÜZÜ
Sonra
daha dikkatli baktım sana Kütahya… Gördüm ki, Seyitömer Höyüğü’ndeki kazılar
devam ediyor, höyüğün altında da bir hazine yatıyor.
Bölgedeki
kazı çalışmalarının başlama nedeni ilginç. Çalışmaları, höyüğün altın altındaki
12 milyon ton kömürün ekonomiye kazandırılması amacıyla 1989 yılında Eskişehir
Müze Müdürlüğü başlatmış. Şimdi Dumlupınar Üniversitesi şevkle höyükteki kazı
çalışmalarına devam ediyor. Öyle ki, kazılardan elde edilen bin 99 eser,
Kütahya Arkeoloji Müzesi'ne teslim edilmiş. Protokolle mühürlenmiş plan ise şu;
kazı çalışmalarının tamamlanması ve höyüğün kaldırılması… Sonra ise değeri
yaklaşık 500 milyon lira olarak tahmin edilen linyit kömürünün çıkarılmaya
başlanması…
Yer
altı zenginlikleri demişken bor madeni ile ilgili de bir gelişme var. Kütahya’da
''bor katkılı çimento'' üretim tesisi kurulması için ilk adım atılmış. Emet'te
kurulması planlanan tesisle ilgili raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kabul
etmiş. Bu noktada borun neden stratejik maden ilan edildiğini hatırlamak
gerekiyor. Dünyadaki bor rezervinin yaklaşık yüzde 70'iTürkiye'de, Türkiye'deki
rezervin yüzde 70'e yakını da Emet'te bulunuyor. Bor çok değerli bir maden… Pek çok alanda kullanılıyor. Borcam yapımı,
Sabun ve deterjan sanayii, Metalürji, Tarım sektörü, Tarım sektörü borun
kullanıldığı alanlardan birkaçı… Bu yüzden Kütahya’daki bor rezervinin
yeterince değerlendirilemediği konuşulur hep… Bu sitemler yerini buldu galiba…
Bu
gelişmeler de madalyonun diğer yüzü… Dikkatli baktım ve herkesin istediğini
gördüm sende Kütahya… Bu yüzden aslında diyeceğim Napolyon’unki ile aynı: para
para para… Yenilik gerek, para kazanmak gerek… Tanıtım da gerek…
FESTİVAL
ÇILGINLIĞI MI?
Ankara
Alışveriş Festivali ile ilgili o kadar çok soru soruldu ki, birkaç satır
yazmadan edemeyeceğim. Görkemli tanıtımlar yapıldı, “Ankara’nın her yeri cıvıl
cıvıl olacak” dendi. Herkes büyük indirim ve sınırsız alışveriş hayalleri
kurdu. Kabul etmek gerek, beklentimizi karşılamadı. Durum, Rio havasından uzak
olsa da, değişiklik iyidir. Peki, neler yapıldı? Bulvarlar, caddeler süslendi.
Pek çok yer özel dekore edilmiş süslerle ışıklandırıldı. Şehrin hareketli
noktalarına etkinliklerin sahnelendiği platformlar kuruldu. Ankara’nın sosyal
hayatı biraz daha renklendi. Alışveriş merkezleri 23.00’e kadar açık. Vitrinden
hayran hayran izlediğiniz ama uçuk fiyatı yüzünden aklınızdan bile
geçiremediniz bir ürün varsa onu almak için iyi bir zaman olabilir belki ama
düşünüp taşınmak da lazım…
Bir
de hayatımıza dinozorlar girdi. Şehrin en işlek noktası Güvenpark’a gerçeğini
aratmayan, hareket edip ses çıkarabilen bir sürü dinozor yerleştirdiler. Günlük
koşuşturmamız sırasında başımızı çevirip milyonlarca yıl öncesine gidip aynı
hızla dönüyoruz. Dinozorlar ürkütücü görünmeye çalışsa da ben onların sevimli
olduğunu düşünüyorum…
Ankara’dan
sevgiler…
2014 yılında Kütahya'da yerel gazetede yayımlandı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder