2 Aralık 2018 Pazar

GÜNDEM KÜTAHYA!

GÜNDEM KÜTAHYA!

Ankara’dan baktım sana Kütahya. Önce deprem gördüm, sonra da trafik kazası… Üzüntü gölgelemişti güneşini. Neden bize karanlık yüzün dönük?

Neden mi böyle yazdım?

“Kütahya'da sürücünün direksiyon kontrolünü yitirdiği bir seyahat firmasına ait otobüs yol kenarındaki ağaçlık alana daldı. Can pazarının yaşandığı kazada 1'i çocuk 7 kişi yaşamını yitirdi, 38 kişi de yaralandı.” haberi yıldırım gibi düştü haber merkezlerine. Sonra da “Kütahya ile ilgili ya deprem ya da kaza haberi veriyoruz.” değerlendirmeleri yapıldı. Bana da şöyle bir yorum geldi: “Pınar, sizin orda ne çok kaza oluyor yahu!”. Ne diyeceğimi bilemedim. Acı bir gülümseme tutundu kaldı dudaklarıma, gitmedi. Gerçekten, ne çok kaza haberi almıştım ve ne çok deprem haberi yapmıştık.

BİR SİMAV GERÇEĞİ

Simav sallanmaya devam ediyor. Fethiye depremiyle de Simavlıların yürekleri bir kez daha ağızlarına geliyor. Simav Kaymakamı Yüksel Ünal’ın ifadesiyle deprem kendini hatırlatıyor, 'Ben buradayım, gitmedim' diyor. Biryandan afet eğitimi alan Simavlılar, diğer yandan konut sorununu düşünmeye devam ediyor.

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

Sonra daha dikkatli baktım sana Kütahya… Gördüm ki, Seyitömer Höyüğü’ndeki kazılar devam ediyor, höyüğün altında da bir hazine yatıyor.

Bölgedeki kazı çalışmalarının başlama nedeni ilginç. Çalışmaları, höyüğün altın altındaki 12 milyon ton kömürün ekonomiye kazandırılması amacıyla 1989 yılında Eskişehir Müze Müdürlüğü başlatmış. Şimdi Dumlupınar Üniversitesi şevkle höyükteki kazı çalışmalarına devam ediyor. Öyle ki, kazılardan elde edilen bin 99 eser, Kütahya Arkeoloji Müzesi'ne teslim edilmiş. Protokolle mühürlenmiş plan ise şu; kazı çalışmalarının tamamlanması ve höyüğün kaldırılması… Sonra ise değeri yaklaşık 500 milyon lira olarak tahmin edilen linyit kömürünün çıkarılmaya başlanması…

Yer altı zenginlikleri demişken bor madeni ile ilgili de bir gelişme var. Kütahya’da ''bor katkılı çimento'' üretim tesisi kurulması için ilk adım atılmış. Emet'te kurulması planlanan tesisle ilgili raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kabul etmiş. Bu noktada borun neden stratejik maden ilan edildiğini hatırlamak gerekiyor. Dünyadaki bor rezervinin yaklaşık yüzde 70'iTürkiye'de, Türkiye'deki rezervin yüzde 70'e yakını da Emet'te bulunuyor. Bor çok değerli bir maden…  Pek çok alanda kullanılıyor. Borcam yapımı, Sabun ve deterjan sanayii, Metalürji, Tarım sektörü, Tarım sektörü borun kullanıldığı alanlardan birkaçı… Bu yüzden Kütahya’daki bor rezervinin yeterince değerlendirilemediği konuşulur hep… Bu sitemler yerini buldu galiba…

Bu gelişmeler de madalyonun diğer yüzü… Dikkatli baktım ve herkesin istediğini gördüm sende Kütahya… Bu yüzden aslında diyeceğim Napolyon’unki ile aynı: para para para… Yenilik gerek, para kazanmak gerek… Tanıtım da gerek…

FESTİVAL ÇILGINLIĞI MI?

Ankara Alışveriş Festivali ile ilgili o kadar çok soru soruldu ki, birkaç satır yazmadan edemeyeceğim. Görkemli tanıtımlar yapıldı, “Ankara’nın her yeri cıvıl cıvıl olacak” dendi. Herkes büyük indirim ve sınırsız alışveriş hayalleri kurdu. Kabul etmek gerek, beklentimizi karşılamadı. Durum, Rio havasından uzak olsa da, değişiklik iyidir. Peki, neler yapıldı? Bulvarlar, caddeler süslendi. Pek çok yer özel dekore edilmiş süslerle ışıklandırıldı. Şehrin hareketli noktalarına etkinliklerin sahnelendiği platformlar kuruldu. Ankara’nın sosyal hayatı biraz daha renklendi. Alışveriş merkezleri 23.00’e kadar açık. Vitrinden hayran hayran izlediğiniz ama uçuk fiyatı yüzünden aklınızdan bile geçiremediniz bir ürün varsa onu almak için iyi bir zaman olabilir belki ama düşünüp taşınmak da lazım…

Bir de hayatımıza dinozorlar girdi. Şehrin en işlek noktası Güvenpark’a gerçeğini aratmayan, hareket edip ses çıkarabilen bir sürü dinozor yerleştirdiler. Günlük koşuşturmamız sırasında başımızı çevirip milyonlarca yıl öncesine gidip aynı hızla dönüyoruz. Dinozorlar ürkütücü görünmeye çalışsa da ben onların sevimli olduğunu düşünüyorum…

Ankara’dan sevgiler…


2014 yılında Kütahya'da yerel gazetede yayımlandı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder