2 Aralık 2018 Pazar

“YAPAMAZSAM BIRAKIRIM, AMA DENEMEZSEM ÖLÜRÜM”

“YAPAMAZSAM BIRAKIRIM, AMA DENEMEZSEM ÖLÜRÜM”

Umut çaresizliğin kardeşi midir bilmem ama çaresizliği katlanılır kılan şey umut. Çaresizlik elimizi kolumuzu öyle bağlıyor ki, olumlu hiçbir şey düşünemiyoruz. İşte böyle bir anımda bana, benim hikâyemi anlattılar. O kadar şeyin üstesinden geldikten sonra bu kadar çabuk pes edemezdim. Bu nedenle henüz tamamlanmamış olsa da size hikâyemin bir kısmını anlatmaya karar verdim. Belki birilerine umut ışığı olur diye…

Kütahya Lisesi sıralarında futbol oynamaktan başka bir isteğim yoktu. Bu çok kaçık bir hayaldi. Bunu anlamam birkaç yılımı aldı. Sonra ise daha uçuk bir hayal esir aldı beni: “Boğaziçi Üniversitesi’ne gidebilmek” Uçuk bir hayaldi çünkü deneme sınavlarında aldığım puanlar öyle söylemiyordu. Yine de hayal ettim, çok istedim. Ama olmadı. Hatta üniversite sınavında aldığım puan tahminimden daha da kötüydü. Bir yıl daha bu strese katlanmak istemedim. Sıkılmıştım. Hayat bana tercihler sundu, ben seçimimi yaptım. Rusça ile ilgili bir bölümde karar kıldım. Bu kez ben tercihleri yaptım, hayat bir seçim yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandım. İlk yıl alışma telaşı, “Ben neredeyim” bunalımları derken sona erdi. Kabul etmek gerek çok sancılı bir süreçti. Sonra alıştım, çevrem genişledi ve büyüklerim bana yaz tatilinde Antalya’ya çalışmaya gitmemi önerdi. Hem Rusçamı geliştirmek hem de deneyim kazanmak için gerekliydi. Gittim. Turizmin bana göre olmadığını ve sadece Rus dili okumamın da yeterli olmadığını anladım. Sonra o güne kadar hiç düşünmediğim bir şey yaptım. Çift ana dal programına başvurdum. Düşünmemiştim, çünkü kendi derslerime zor yetişirken ikinci bir bölümün derslerini de başarmak zorunda kalacaktım. Kimse başaracağımı düşünmedi, beni vazgeçirmeye çalıştılar, “yapamazsın” dediler. Ama ben risk aldım. “Yapamazsam bırakırım” dedim “ama denemezsem ölürüm”. Korkunun ecele faydası yoktu. Çocukluk hayalimdi gazeteci olmak. Ben de gazetecilik bölümüne başvurdum. Rusçamın bu konuda avantaj sağlayacağını düşündüm. Kabul edildim ve zor günler başladı. Bir süre bocaladım ama sonra topladım kendimi. Dersleri kaçırmamaya uğraşıyordum. Bir süre sonra bünyem bu yoğun tempoya da alıştı. Hatta bir de yarı zamanlı çalışmaya başladım… Çünkü babam işçi emeklisiydi ve hayat tozpembe değildi. İş, okul hayatımın yanında arkadaşlarıma bile vakit ayırmaya başladım. Bazen uyumuyordum ama mutluydum…

Bir gün arkadaşlarım “TRT”ye staj başvurusu yapacaklarını söylediler. Hiç umudum yoktu ama ben de gittim onlarla…  Onlar Rusça masasına başvuru yaptılar. Ben haber dairesinde yapmak istedim stajı. Onların işini hallettik sonra haber dairesine geçtik. Artık yavaş yavaş akşam oluyordu. Başvuruların yapıldığı odanın kapısını açtığımda önce sinirden kıpkırmızı olmuş bir adam gördüm. İki kişi onu zapt etmeye çalışıyordu. Birkaç saniye sonra da atılan cep telefonu tam önümde parçalara ayrıldı. Beni görünce biraz toparlandılar ama ben donmuş kalmıştım. En sakini “Buyurun” dedi. Staj başvurusu yapmak için geldiğimi söyledim. Formu verdi. Doldururken o sinirli olan yanıma geldi. “Olanlar için kusura bakma” dedi. Neden haber dairesinde staj yapmak istediğimi sordu. Ben de Rus dili ve gazetecilik bölümlerinde öğrenci olduğumu, haber üzerine eğitim aldığımı ve daha fazla şey öğrenmek istediğimi söyledim. Sınavların ne zaman bitiyor diye sordu. Çarşamba günü yanıtını verdim. “Perşembe gel, dış haberlerde başla” dedi. Bu kadar çabuk bittiğine inanamadım. Hala içimden bir ses “o sinirli ana denk gelmeseydim bu iş olur muydu?” diye sorar… Sonra doğru adamlarla karşılaştım. Bana söyleneni en iyi şekilde yaptım. Güvendiler, sevdiler ve bana inandılar. Sonuç olarak 3 yılı aşkın bir zamandır TRT’deyim. TRT Türk’ün kuruluşuna şahit oldum, onunla birlikte ben de büyüdüm. Şu anki durumumu hayal bile edemezdim.

Şimdi mutluyum ama henüz hikâyem bitmedi. Daha gidilecek çok yolum var. Ve hikâyemin mutlu sonla bitmesi için umut etmekten ve mücadeleden vazgeçmemem gerek. Hayat ve ben sürekli seçimler yapıyoruz, aynı üniversite sınavındaki çoktan seçmeli soruları yanıtlar gibi… Üniversite sınavı son değil başlangıçtır. İstediğimiz gibi bir hayat yaşamaksa fırsatları nasıl değerlendirdiğimize bağlı… Ama şunu unutmamak gerek; kokarsak risk alamayız ve risk almadan başarıya ulaşılmaz!



06 / 15 / 2012 tarihinde Kütahya'nın yerel gazetesi Manşet için yazıldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder