“YAPAMAZSAM
BIRAKIRIM, AMA DENEMEZSEM ÖLÜRÜM”
Umut
çaresizliğin kardeşi midir bilmem ama çaresizliği katlanılır kılan şey umut.
Çaresizlik elimizi kolumuzu öyle bağlıyor ki, olumlu hiçbir şey düşünemiyoruz.
İşte böyle bir anımda bana, benim hikâyemi anlattılar. O kadar şeyin üstesinden
geldikten sonra bu kadar çabuk pes edemezdim. Bu nedenle henüz tamamlanmamış
olsa da size hikâyemin bir kısmını anlatmaya karar verdim. Belki birilerine
umut ışığı olur diye…
Kütahya
Lisesi sıralarında futbol oynamaktan başka bir isteğim yoktu. Bu çok kaçık bir
hayaldi. Bunu anlamam birkaç yılımı aldı. Sonra ise daha uçuk bir hayal esir
aldı beni: “Boğaziçi Üniversitesi’ne gidebilmek” Uçuk bir hayaldi çünkü deneme
sınavlarında aldığım puanlar öyle söylemiyordu. Yine de hayal ettim, çok
istedim. Ama olmadı. Hatta üniversite sınavında aldığım puan tahminimden daha
da kötüydü. Bir yıl daha bu strese katlanmak istemedim. Sıkılmıştım. Hayat bana
tercihler sundu, ben seçimimi yaptım. Rusça ile ilgili bir bölümde karar
kıldım. Bu kez ben tercihleri yaptım, hayat bir seçim yaptı. Ankara
Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü
kazandım. İlk yıl alışma telaşı, “Ben neredeyim” bunalımları derken sona erdi.
Kabul etmek gerek çok sancılı bir süreçti. Sonra alıştım, çevrem genişledi ve
büyüklerim bana yaz tatilinde Antalya’ya çalışmaya gitmemi önerdi. Hem Rusçamı
geliştirmek hem de deneyim kazanmak için gerekliydi. Gittim. Turizmin bana göre
olmadığını ve sadece Rus dili okumamın da yeterli olmadığını anladım. Sonra o
güne kadar hiç düşünmediğim bir şey yaptım. Çift ana dal programına başvurdum.
Düşünmemiştim, çünkü kendi derslerime zor yetişirken ikinci bir bölümün
derslerini de başarmak zorunda kalacaktım. Kimse başaracağımı düşünmedi, beni
vazgeçirmeye çalıştılar, “yapamazsın” dediler. Ama ben risk aldım. “Yapamazsam
bırakırım” dedim “ama denemezsem ölürüm”. Korkunun ecele faydası yoktu.
Çocukluk hayalimdi gazeteci olmak. Ben de gazetecilik bölümüne başvurdum.
Rusçamın bu konuda avantaj sağlayacağını düşündüm. Kabul edildim ve zor günler
başladı. Bir süre bocaladım ama sonra topladım kendimi. Dersleri kaçırmamaya
uğraşıyordum. Bir süre sonra bünyem bu yoğun tempoya da alıştı. Hatta bir de
yarı zamanlı çalışmaya başladım… Çünkü babam işçi emeklisiydi ve hayat tozpembe
değildi. İş, okul hayatımın yanında arkadaşlarıma bile vakit ayırmaya başladım.
Bazen uyumuyordum ama mutluydum…
Bir
gün arkadaşlarım “TRT”ye staj başvurusu yapacaklarını söylediler. Hiç umudum
yoktu ama ben de gittim onlarla… Onlar Rusça masasına başvuru yaptılar.
Ben haber dairesinde yapmak istedim stajı. Onların işini hallettik sonra haber
dairesine geçtik. Artık yavaş yavaş akşam oluyordu. Başvuruların yapıldığı
odanın kapısını açtığımda önce sinirden kıpkırmızı olmuş bir adam gördüm. İki
kişi onu zapt etmeye çalışıyordu. Birkaç saniye sonra da atılan cep telefonu
tam önümde parçalara ayrıldı. Beni görünce biraz toparlandılar ama ben donmuş
kalmıştım. En sakini “Buyurun” dedi. Staj başvurusu yapmak için geldiğimi
söyledim. Formu verdi. Doldururken o sinirli olan yanıma geldi. “Olanlar için
kusura bakma” dedi. Neden haber dairesinde staj yapmak istediğimi sordu. Ben de
Rus dili ve gazetecilik bölümlerinde öğrenci olduğumu, haber üzerine eğitim
aldığımı ve daha fazla şey öğrenmek istediğimi söyledim. Sınavların ne zaman
bitiyor diye sordu. Çarşamba günü yanıtını verdim. “Perşembe gel, dış
haberlerde başla” dedi. Bu kadar çabuk bittiğine inanamadım. Hala içimden bir
ses “o sinirli ana denk gelmeseydim bu iş olur muydu?” diye sorar… Sonra doğru
adamlarla karşılaştım. Bana söyleneni en iyi şekilde yaptım. Güvendiler,
sevdiler ve bana inandılar. Sonuç olarak 3 yılı aşkın bir zamandır TRT’deyim.
TRT Türk’ün kuruluşuna şahit oldum, onunla birlikte ben de büyüdüm. Şu anki
durumumu hayal bile edemezdim.
Şimdi
mutluyum ama henüz hikâyem bitmedi. Daha gidilecek çok yolum var. Ve hikâyemin
mutlu sonla bitmesi için umut etmekten ve mücadeleden vazgeçmemem gerek. Hayat
ve ben sürekli seçimler yapıyoruz, aynı üniversite sınavındaki çoktan seçmeli
soruları yanıtlar gibi… Üniversite sınavı son değil başlangıçtır. İstediğimiz
gibi bir hayat yaşamaksa fırsatları nasıl değerlendirdiğimize bağlı… Ama şunu
unutmamak gerek; kokarsak risk alamayız ve risk almadan başarıya ulaşılmaz!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder