2 Aralık 2018 Pazar

SOĞUK – SICAK VE CUMHURİYET BAYRAMI

SOĞUK – SICAK VE CUMHURİYET BAYRAMI

Kütahya’dan ayrıldığımda başta en çok yadırgadığım, sonra ise en çok alıştığım soru  “Nerelisin?” oldu… Üniversitede herkese bu soru yöneltilir… Herkes farklı yerden gelmiştir çünkü. Üstelik size soruyu soran yanıtınız üzerine yorum da yapar bildiği ya da bilmediği kadarıyla… İşte ben de “Kütahyalıyım” yanıtı sonrasında yüzlerce yorum dinledim memleketimle ilgili… Bunlardan bir tanesi “Anadolu’nun buzdolabı” ifadesi… Kim söylemişti hatırlamıyorum ama çok soğuk olduğuna vurgu yapan birkaç cümle etmiş sonra da “Kütahya için Anadolu’nun buzdolabı derler” demişti.  İlk kez duydum ama mantıklı geldi sanırım, aklımda kaldı.  Çinisinden sonra Kütahya ile ilgili en çok bilinen şey sanırım soğuğu…

Zamandır, yavaş yavaş Kütahya soğukları kendini göstermeye başlar…  Hiçbir şeye benzemez Kütahya soğuğu…  Saçımı jöleleyip dışarı çıktığımda okula gidene kadar donduğunu bilirim… Zordur Kütahya soğuğu, yorar insanı… Ankara’yı soğuk bulanlara anlatamıyorum derdimi. İlla görmeleri, hissetmeleri, yaşamaları gerekiyor. En kısa zamanda bir tur düzenlemeyi planlıyorum yoksa olmayacak. Bir donsunlar Kütahya’da da anlasınlar neresi daha soğukmuş. Ankara’nın havası en basit tabirle değişkendir. Soğuk zamanlar da olur ama çok sürmez. Hatta gün içinde bile birden hava açar, güneş çıkar, ısıtır. Kabanla çıktığınızla kalır, pişersiniz.  Soğuk dediğin Kütahya’nınki gibi olur, asıl kış Kütahya’dadır.

Ekim sonu, Kasım başı… Ceket –kaban zamanları…  Soba başında kestane keyfini özlüyor insan… Yakın geçmişi iç çekerek anan bir avuç zaman gezgini, Kurban Bayramı sonrası hatıra topluyor olabilir sokaklarında…  Ya da toplamak istiyor da gidemiyor olabilir. Soğuk  soğuk eserken rüzgar yine de dolaşılır Sevgi Yolu’nda, imkan olsa… Ne olacak ki, başka yer mi var? Sınav öncesi Kütahya Lisesi… Kapıda ters laleleri… Belki bir de orası… Amaç anı toplamak ne de olsa… Oldu olacak bir de Hisar manzarası…  Anması, hayali güzel de soğuğu düşününce insan çekiniyor gitmeye yalan yok…

JEOTERMAL ÖNEM

Kalkınma Bakanlığı tarafından açıklanan yeni plana göre Türkiye'de 2018'e kadar 8 bin 340 megavat doğrudan jeotermal kullanımı ile yaklaşık 1 milyon konutun jeotermalle ısıtılması hedefleniyor. Malum Kütahya kaplıca cenneti… Jeotermal enerjiden yana yüzü gülüyor memleketimin. Artık bu avantaj da kullanılmaya başlayacak açıklamalara göre… Plan çerçevesinde Kütahya Belediyesi de iki ayrı proje ile 150 bin konutu kül buharı ve termal su ile ısıtmayı planlıyormuş. Haber biraz eskidi ama önemli… Dikkat çekmek gerek…  Kütahya Belediye Başkanı Mustafa İça  “25 litre bölü saniye gücünde 55 derece termal suyumuz var. Termik Santralinin küllerinden alınan buhar ve kendi imkânlarımız ile bulduğumuz 55 derece sıcak termal suyumuz elimizi daha da güçlendirdi.” diye açıklamış.  Aslında çok şanslıyız, şimdi o şansı değerlendirme zamanı…

Bu arada dedik ya “Kütahya’nın soğuğu meşhur” diye keşke kaplıcaları da meşhur olsa diye düşünüyorum şimdi. Hep söylüyoruz ama bu haberler üzerine de tam yeri geldi…  Sadece soğuk yok Kütahya’da, kaplıcalar var… Ama kimse bilmiyor.

 “CUMHURİYET HÜRRİYET DEMEK”


Gelelim asıl meseleye…  Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı… Cumhuriyetin 90’ıncı kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Okulda öğrendiğim ilk şarkılardan biri, başlıkta da kullandım, “Cumhuriyet hürriyet demek, Cumhuriyet özgürce yürümek…”… Her 29 Ekim’de hatırlarım, hiç unutmadan ezberden söylerim.  Her yıl ne demek istediğini biraz daha anlayarak… Daha nice 90 yıllara birlik, beraberlik, düzen, dirlik, istikrar, düzen ve barış içinde ulaşmak dileğiyle Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Yazıldığı tarih :  02 / 23 / 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder