SOĞUK – SICAK VE CUMHURİYET BAYRAMI
Kütahya’dan ayrıldığımda başta en çok yadırgadığım, sonra
ise en çok alıştığım soru “Nerelisin?”
oldu… Üniversitede herkese bu soru yöneltilir… Herkes farklı yerden gelmiştir
çünkü. Üstelik size soruyu soran yanıtınız üzerine yorum da yapar bildiği ya da
bilmediği kadarıyla… İşte ben de “Kütahyalıyım” yanıtı sonrasında yüzlerce
yorum dinledim memleketimle ilgili… Bunlardan bir tanesi “Anadolu’nun
buzdolabı” ifadesi… Kim söylemişti hatırlamıyorum ama çok soğuk olduğuna vurgu
yapan birkaç cümle etmiş sonra da “Kütahya için Anadolu’nun buzdolabı derler”
demişti. İlk kez duydum ama mantıklı
geldi sanırım, aklımda kaldı. Çinisinden
sonra Kütahya ile ilgili en çok bilinen şey sanırım soğuğu…
Zamandır, yavaş yavaş Kütahya soğukları kendini göstermeye
başlar… Hiçbir şeye benzemez Kütahya
soğuğu… Saçımı jöleleyip dışarı
çıktığımda okula gidene kadar donduğunu bilirim… Zordur Kütahya soğuğu, yorar
insanı… Ankara’yı soğuk bulanlara anlatamıyorum derdimi. İlla görmeleri,
hissetmeleri, yaşamaları gerekiyor. En kısa zamanda bir tur düzenlemeyi
planlıyorum yoksa olmayacak. Bir donsunlar Kütahya’da da anlasınlar neresi daha
soğukmuş. Ankara’nın havası en basit tabirle değişkendir. Soğuk zamanlar da
olur ama çok sürmez. Hatta gün içinde bile birden hava açar, güneş çıkar,
ısıtır. Kabanla çıktığınızla kalır, pişersiniz. Soğuk dediğin Kütahya’nınki gibi olur, asıl
kış Kütahya’dadır.
Ekim sonu, Kasım başı… Ceket –kaban zamanları… Soba başında kestane keyfini özlüyor insan…
Yakın geçmişi iç çekerek anan bir avuç zaman gezgini, Kurban Bayramı sonrası
hatıra topluyor olabilir sokaklarında…
Ya da toplamak istiyor da gidemiyor olabilir. Soğuk soğuk eserken rüzgar yine de dolaşılır Sevgi
Yolu’nda, imkan olsa… Ne olacak ki, başka yer mi var? Sınav öncesi Kütahya
Lisesi… Kapıda ters laleleri… Belki bir de orası… Amaç anı toplamak ne de olsa…
Oldu olacak bir de Hisar manzarası…
Anması, hayali güzel de soğuğu düşününce insan çekiniyor gitmeye yalan
yok…
JEOTERMAL ÖNEM
Kalkınma Bakanlığı tarafından açıklanan yeni plana göre Türkiye'de
2018'e kadar 8 bin 340 megavat doğrudan jeotermal kullanımı ile yaklaşık 1
milyon konutun jeotermalle ısıtılması hedefleniyor. Malum Kütahya kaplıca
cenneti… Jeotermal enerjiden yana yüzü gülüyor memleketimin. Artık bu avantaj
da kullanılmaya başlayacak açıklamalara göre… Plan çerçevesinde Kütahya
Belediyesi de iki ayrı proje ile 150 bin konutu kül buharı ve termal su ile
ısıtmayı planlıyormuş. Haber biraz eskidi ama önemli… Dikkat çekmek gerek… Kütahya Belediye Başkanı Mustafa İça “25 litre bölü saniye gücünde 55 derece termal
suyumuz var. Termik Santralinin küllerinden alınan buhar ve kendi imkânlarımız
ile bulduğumuz 55 derece sıcak termal suyumuz elimizi daha da güçlendirdi.” diye
açıklamış. Aslında çok şanslıyız, şimdi
o şansı değerlendirme zamanı…
Bu arada dedik ya “Kütahya’nın soğuğu meşhur” diye keşke
kaplıcaları da meşhur olsa diye düşünüyorum şimdi. Hep söylüyoruz ama bu
haberler üzerine de tam yeri geldi…
Sadece soğuk yok Kütahya’da, kaplıcalar var… Ama kimse bilmiyor.
“CUMHURİYET HÜRRİYET
DEMEK”
Gelelim asıl meseleye…
Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı… Cumhuriyetin 90’ıncı kuruluş
yıldönümünü kutluyoruz. Okulda öğrendiğim ilk şarkılardan biri, başlıkta da
kullandım, “Cumhuriyet hürriyet demek, Cumhuriyet özgürce yürümek…”… Her 29
Ekim’de hatırlarım, hiç unutmadan ezberden söylerim. Her yıl ne demek istediğini biraz daha
anlayarak… Daha nice 90 yıllara birlik, beraberlik, düzen, dirlik, istikrar,
düzen ve barış içinde ulaşmak dileğiyle Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Yazıldığı tarih : 02 / 23 / 2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder