2 Aralık 2018 Pazar

Hayali Makale

SUDAN ÇÖZÜM

Bir ülke hiç kullanılmamış, zengin ve verimli bir kaynak bulduğu zaman hızla ve tehlikeli bir biçimde gelişir. Milenyum çağının sonlarında Dünya, nükleer enerjiyle meşgulken, bu tartışmalardan çok uzakta yaşayan insanlar farklı bir enerjiyi kullanmaya başladı. “Su” enerjisi…

Okyanusa kıyısı olan büyük ülkelerden hiç biri “su enerjisi”yle uğraşmayı akıl edemedi. İskoçya sessiz sedasız, köşesine çekilmişken bu enerji türünü kullanmaya başladı. Ülkeler gündemin gerginliğiyle uğraşırken İskoçyalılar, teknolojilerini ilerletti, az para ile çok iş yapmaya çalıştı. Serin iklimi ve dalgalarıyla kıyılarına hayat veren okyanusun değerini anlayan bu küçük ülke, gittikçe daha fazla bu gizli enerjiden yararlanmaya başladı.

Kısa ırmaklarında elektrik üreten İskoçya, bu yeni enerji türüyle birlikte gittikçe güçlendi. Enerji ülkenin gücüne güç kattıkça başkent Edinburgh’dan farklı sesler yükselmeye başladı. İskoçya parlamentosundan çıkan karar İskoçyalılara yeni bir dünyanın kapılarını aralıyordu.

O sırada kapitalizmin kalesi denilen Birleşik Devletlerin ekonomisi art arada gelen krizlere dayanamadığı için çöktü. Birleşik Devletlerin ekonomisindeki kötü gidişatı stratejik ilişkilerle bağlı olduğu ülkeleri de beraberinde sürükledi. Dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerinden biri olan Asya Birliği’nin salgın hastalık nedeniyle hızla azalan nüfusu, ekonomisini kendine yetemez duruma getirdi. İbrani devleti ve Farsiler nükleer bir çıkmazın içindeydi. İbrani Devleti ve Farsiler tüm gelirlerini nükleer enerji için seferber etti. Birbirlerine düzenledikleri sabotajlar yüzünden, iki ülkenin nükleer tesisleri de durma noktasına geldi. Bölge halkı panik içindeydi.

İçine kapanık yaşayan Slavya iç savaş yüzünden zor günler geçiriyordu. Dünyayı umursamayan Slavlar daha rahat yaşamanın yollarını ararken,  Güneş Birliği ülkelerinin etkisinde kaldı. Henüz on yıldır deniz kıyısında yaşayan ülke, büyük paraları denize harcadı.
Slavlar komşularından mürettebatıyla birlikte gemi satın aldı,   tüm donanmayı yabancılardan oluşturdu. Büyük oteller, turizm köyleri inşa edildi ama hiçbiri talep görmedi. Kısaca Slavya deneyimsizliğinin kurbanı oldu. Muhalif Slavlar bu karışık durum nedeniyle hükümete karşı ayaklandı. Hükümet yanlıları da muhalifleri protesto etmek için sokaklara döküldü. Grevler, boykotlar birbirini izledi. Aynı dönemde Türkler ekonomik açıdan rahatlamış olsa da azınlık sorunlarıyla mücadele ediyordu. Dünya kendi dertleriyle meşguldü.

Bu arada İskoçya, eski gücünü hiçbir zaman kazanamamış ama o günlerin gururuyla otoritesini sürdüren kapı komşusu İngiliz krallığına diş göstermeye başladı. İskoçya kısa bir süre sonra bağımsızlığını geri aldı. İngilizler şaşkınlık içinde İskoçya’yı izlerken, onlar hemen ihracata daha da önemlisi ham madde ithalatına başladı. İskoçya kendi ürettiği su ve elektrik enerjisini değerlendirerek ekonomisini geliştirdi. İngilizler önce İskoçların hızlı gelişimini önemsemedi. Ancak İskoçya hızla güçlenmeye devam ettikçe, İngilizler önlem almaya karar verdi. Hatta bir süre sonra önlem almaktan ötesini yapmak gerektiğini fark ettiler. İskoçya akınlar düzenlemeye ve kıyıdaki toprakları bir bir ele geçirmeye başladı. Su enerjisi ile çalışan gemilerden oluşan İskoç donanması çok güçlendi.

Gücünü rüzgârdan ve sudan alan etkili silahlar karşısında duramayan bölgeler topraklarını kaybetti. İngiliz krallığı kendi başına İskoçya ile savaşamayacağının farkındaydı. Önce uzatmalı dostu Birleşik Devletler ile anlaştı Krallık, sonra da onun da etkisiyle İbrani Devletiyle. Toprakları tehlikede olan Güneş Birliği ülkeleri de bu ittifaka destek verecekti. Dünya yeni bir döneme giriyordu.

İskoçya, karşısında oluşan bu ittifaka rağmen yoluna devam etmek istemedi ama aldığı toprakları da geri vermedi. Köşesine geri dönen İskoçya, kendini geliştirmeye devam etti. İskoçlar liberalizmin ve makro ekonominin babası Adam Smith’in izinde yürüdüler. Sahip oldukları değerleri başka ülkelere de yaymaya çalıştılar. Gençlik gayda sesi duymadan eğlenemez hale geldi. İskoç şarkıları müzik listelerinde ilk sıradaydı. İnsanlar İskoç modasını takip etmeye başladı. İngilizce yıllardır dünya dili olduğu için iletişim kurmakta sıkıntı çekmediler.

Sanki dünya bu günü bekliyordu. Yıllardır dağınık duran Puzzle’ın son parçaları yerine konuyordu.
İskoçya coğrafyası dünyanın nabzını tutmaya uygun bir yerde değildi. Çünkü İskoçya küçük bir ada ülkesiydi. Uzmanların da tesviyesiyle Türkiye ile iyi ilişkiler kurma kararı alan İskoçya ilk adım olarak Türkiye Başbakanı’nı ülkeye davet etti. Türkiye ile ortak ticaret anlaşmaları imzalayan İskoçya, dünyanın merkezi sayılan topraklarda bir dost kazandığı için memnundu. Ancak Türkiye’nin azınlık sorunları vardı ve bu sorunlar çözülmeden Türkiye güvenli ortak sayılamazdı. Bu işbirliğini tehlikeli bulan ülkeler azınlıklara sataşmaya başladı.
 İskoçya çözümü ekonomik rahatlıkta buldu. Türkiye’ye bol sermaye sağlayan İskoçya, azınlıklara özel yatırım yapılmasını sağladı. İstihdamı artıran İskoçya, Türkiye’ye pek çok fabrika ve iş yeri açtı. 3 ay kadar kısa bir sürede ekonomik açıdan rahatlayan azınlık grupları kendilerini kışkırtan ülkelere mecbur olmadığını anladı. İskoçya Türkiye’ye özel güvenlik ekipleri de göndererek asayişi eline geçirdi. Yavaş yavaş çatışmalar ve suikastlar azaldı. Yıllardır çözülemeyen sorunların ekonomi ve farklı güvenlik ekipleriyle son bulacağı kimin aklına gelirdi? İskoçya-Türkiye ittifakından kaynaklanan korku da bu sorunun çözümünde önemli rol oynadı. Peki Türkiye’nin köklenmiş sorununun çözümü için yeni güçlenmiş bir devletin gelip “para dolu” değneğini değdirmesi mi gerekiyordu? İnsan zekası mucizesini gösterdi ve beklenmeyen bir başarıya ulaştı.


Yazıldığı tarih :  11 / 25 / 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder