GECE YOLCULUKLARI
Gece yolculuklarında Antalya gelir hep aklıma.
Hem oraya gece gidip, geldiğimden, hem de Antalya’daki gece oturmalarımızdan
sanırım…
Bir de döndükten sonra Ankara’ya yaptığım
yolculuklardan. Onlar da geceydi… Bol bol düşünmüştüm o yolculuklarda.
Seferiyken uyuma gibi bir âdetim olmadığı için hayatı değerlendirmeyi seçtim hep.
Kararlarımı gözden geçirdim.
O yollarda hep Antalya’yı düşünürdüm. Benim
için bir sınavdı sanki orası. Gündüzleri nemim, sıcağın içinde çalışıp,
geceleri yaşadığım kısa bir hayat parçası.
Yıldızların tutulacakmış kadar yakın göründüğü
o gecelerde, sıcağı tatlı bir meltem yalayıp silerdi. Türlü muhabbetlerle
güneşin doğuşu beklenirdi. Muhabbet, şarkı türkü diye düşünürken orda keserdim
düşünceleri, gerisi anımsamak istemediklerimdi.
İşte yine bir gece yolculuğu… Otobüsün en
arkasında farklı bir yolculuk tadıyorum. Yine hatırımda Akdeniz geceleri. Ama
uzatmıyorum. Yola çeviriyorum bakışlarımı. Karanlıkta burnundan ateş fışkıran
ejderha gibi görünüyor tren. Yanımızdan geçen araçların gölgeleriyse sanki
birer yok edici. Hayal gücümün sınırı yok ya, bastım gaza gidiyorum.
Bugünü
düşünüyorum, geride bıraktığım hayatımı. Pişmanlık ya da hüzne dair bir şey yok
içimde. Yalnızca merak, nasıl böyle olabildi?
Öyle olması gerekiyormuş derken Paulo
Coelho’nun Simyacı isimli kitabını düşünüyorum.. “Hayat ayrıntıda gizlidir. Her
şey aslında tek bir şeydir.”
08 / 21 / 2010 PINAR ODABAŞI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder