FAZLA
ÇEŞİTLİ DEĞİL MİYİZ?
Kütahya
geçen hafta yine manşetlerdeydi. Önce “Kütahya yine sallandı” dendi, sonra da
“Kütahya şehidini uğurladı.”
19
Haziran Salı günü Simav’da 4.9 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Can
veya mal kaybı olmadı. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi de bölgede son
bir yılda 6 bin 800 deprem olduğunu açıkladı.
Hakkâri’nin
Yüksekova ilçesindeki Yeşiltaş Karakolu’na düzenlenen saldırıda şehit olan
Piyade Er Mustafa Türkmen Kütahya’nın Gediz ilçesine bağlı Akkaya köyünde
toprağa verildi. Şehidi binlerce kişi uğurladı, annesi “Oğlum dimdik ayaktayım.
Hainleri sevindirmeyeceğim” dedi, ağladı, ağlattı…
ENGELLEMEMEK
Üniversite
sınavına hazırlanırken Dershane’nin rehberlik servisi bize sürekli motive edici
yazılar dağıtırdı. O yazıları odama asardım. Etkili olmuşlar sanırım. Zira hala
hatırlıyorum. Üstelik şimdi ne demek istediklerini daha iyi anlıyorum. “İşi çok
olanların gözyaşları için vakitleri yoktur.” o sözlerden biri… O kadar doğru
ki… Hata yapınca hayata küsseydim, bırakın bir yerlere gelmeyi, yaşayamazdım.
“Doğru yolda bile olsanız oturursanız, üzerinizden geçerler.” Bu söz
çalışkanlık ve hırs kokuyor… Ve “Her şey seninle başlar!”… Bunları yazdım çünkü
“İşleyen demir ışıldar” sözünü unutanlar var. Hatta ışıldamak isteyenleri
engelleyenler… Başarıdan korkanlar bile var. Ben onları anlamıyorum. O yüzden
sorguluyorum:
“Bazen ifade edemezsin
kendini… Düşüncelerin kelimelere dönüşmez. Engel bazen akıl olur, bazen vicdan,
bazen de mahalle baskısı, ne fark eder!
Sonuçta gerçekleri söyleyemezsin. Sözcüklerin bile yalansa, sen nasıl
“doğruyum” dersin?”
MEMLEKET
ÖZLEMİ
Mutsuzuz.
Belki de mutlu olmayı bilmiyoruz. Korkuyoruz… En büyük korkularımız ise
yalanlarımız… Geçiştiriyoruz pek çok şeyi ve uygun bir hale dönüştürüp öyle
anlatıyoruz gerçeğimizi… Peki, neden diye hiç düşündünüz mü? Hayatın bir adım
dışına taşmayı deneyip şöyle bir baktınız mı farklı bir gözle? Biraz fazla
çeşitli değil miyiz? Fazla değişken değil mi gündemimiz? Bu arada kendimizi
tanıyor muyuz? Daha da önemlisi vakit ayırıyor muyuz kendimize? Yoksa yalnızca
dizi mi izliyoruz?
Hayat
karmaşasında sürüklenirken baharı göremedik ama yaz geldi. Kütahya’nın en
sevdiğim zamanları… Gündüz ne kadar sıcak olursa olsun akşama doğru güneş
çekilirken yerini esintiye bırakır. O esinti her şeyi, herkesi rahatlatır. Saatler
geçtikçe hava soğumaya başlar. Hatta gece ceketsiz dışarı çıkamazsınız. Sonuç
olarak ben severim Kütahya yazını… Gecenin bir vakti Ankara’da, klima
karşısında leblebi yerken memleketimi düşünüyorum. Galiba özlüyorum… Kendime
vakit ayırıyorum. Çeşitlilikte sadelik ararken, geçmişe bakıyorum. Hayatın
dışına taşamıyorum ama kendimi akıntıdan kısa bir süreliğine kurtarıp, bir
kenara çekiliyorum.
2014 Yılında Kütahya'nın yerel gazetesinde yaymlandı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder