2 Aralık 2018 Pazar

FAZLA ÇEŞİTLİ DEĞİL MİYİZ?

FAZLA ÇEŞİTLİ DEĞİL MİYİZ?

Kütahya geçen hafta yine manşetlerdeydi. Önce “Kütahya yine sallandı” dendi, sonra da “Kütahya şehidini uğurladı.”

19 Haziran Salı günü Simav’da 4.9 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Can veya mal kaybı olmadı. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi de bölgede son bir yılda 6 bin 800 deprem olduğunu açıkladı.

Hakkâri’nin Yüksekova ilçesindeki Yeşiltaş Karakolu’na düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Er Mustafa Türkmen Kütahya’nın Gediz ilçesine bağlı Akkaya köyünde toprağa verildi. Şehidi binlerce kişi uğurladı, annesi “Oğlum dimdik ayaktayım. Hainleri sevindirmeyeceğim” dedi, ağladı, ağlattı…

ENGELLEMEMEK

Üniversite sınavına hazırlanırken Dershane’nin rehberlik servisi bize sürekli motive edici yazılar dağıtırdı. O yazıları odama asardım. Etkili olmuşlar sanırım. Zira hala hatırlıyorum. Üstelik şimdi ne demek istediklerini daha iyi anlıyorum. “İşi çok olanların gözyaşları için vakitleri yoktur.” o sözlerden biri… O kadar doğru ki… Hata yapınca hayata küsseydim, bırakın bir yerlere gelmeyi, yaşayamazdım. “Doğru yolda bile olsanız oturursanız, üzerinizden geçerler.” Bu söz çalışkanlık ve hırs kokuyor… Ve “Her şey seninle başlar!”… Bunları yazdım çünkü “İşleyen demir ışıldar” sözünü unutanlar var. Hatta ışıldamak isteyenleri engelleyenler… Başarıdan korkanlar bile var. Ben onları anlamıyorum. O yüzden sorguluyorum:

“Bazen ifade edemezsin kendini… Düşüncelerin kelimelere dönüşmez. Engel bazen akıl olur, bazen vicdan, bazen de mahalle baskısı, ne fark eder!  Sonuçta gerçekleri söyleyemezsin. Sözcüklerin bile yalansa, sen nasıl “doğruyum” dersin?”

MEMLEKET ÖZLEMİ

Mutsuzuz. Belki de mutlu olmayı bilmiyoruz. Korkuyoruz… En büyük korkularımız ise yalanlarımız… Geçiştiriyoruz pek çok şeyi ve uygun bir hale dönüştürüp öyle anlatıyoruz gerçeğimizi… Peki, neden diye hiç düşündünüz mü? Hayatın bir adım dışına taşmayı deneyip şöyle bir baktınız mı farklı bir gözle? Biraz fazla çeşitli değil miyiz? Fazla değişken değil mi gündemimiz? Bu arada kendimizi tanıyor muyuz? Daha da önemlisi vakit ayırıyor muyuz kendimize? Yoksa yalnızca dizi mi izliyoruz?

Hayat karmaşasında sürüklenirken baharı göremedik ama yaz geldi. Kütahya’nın en sevdiğim zamanları… Gündüz ne kadar sıcak olursa olsun akşama doğru güneş çekilirken yerini esintiye bırakır. O esinti her şeyi, herkesi rahatlatır. Saatler geçtikçe hava soğumaya başlar. Hatta gece ceketsiz dışarı çıkamazsınız. Sonuç olarak ben severim Kütahya yazını… Gecenin bir vakti Ankara’da, klima karşısında leblebi yerken memleketimi düşünüyorum. Galiba özlüyorum… Kendime vakit ayırıyorum. Çeşitlilikte sadelik ararken, geçmişe bakıyorum. Hayatın dışına taşamıyorum ama kendimi akıntıdan kısa bir süreliğine kurtarıp, bir kenara çekiliyorum.


 2014 Yılında Kütahya'nın yerel gazetesinde yaymlandı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder