Bunu söyleyebilmek, istemek çok mu zor?
Evet, “15 Temmuz Türkiye tarihine kara bir leke olarak
işlenmiştir. 161 şehit verilmiştir. Bir grubun yönetimi ele geçirme çabasına
şahit olmuşuzdur. TRT basılmış, personel yere yatırılarak insanlık dışı muamele
görerek rehin alınmış, TRT spikerine zorla bir bildiri okutulmuştur.”
Ülke olarak 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan geceyi ayakta
geçirdik. Bir gözümüz televizyonda bir gözümüz bilgisayarda bir gözümüz ise telefonda…
Ne oldu ne bitti diye takip etmeye çalıştık. Tabi bu arada sürekli devam eden
ve gittikçe şiddetlenen uçak sesleri, silah ve patlama sesleri…
Yav, şaka değil 2016 yılında başkentte savaş havası soluduk.
Savaş uçağı sesi kazındı kulağımıza. Uçaklar ses duvarını delince patlama gibi
ses duyuyormuşuz. Aslında patlama değilmiş ama biz patlama sanıyormuşuz. Buna
da süpersonik patlama deniyormuş. Sessizlik ardından bir anda patlama gibi bir
ses, ardından jet sesi gelince bu supersonik patlamaymış. Önce jet-helikopter
sesi varsa bombalanmış olabilirmiş. Bu sahneyi sabaha kadar yaşadık biz.
Evlerimiz kökünden sallandı, her seferinde camlar kırılacak endişesiyle
pencereden uzakta durduk sabaha kadar. Allah korusun ama ölüm korkusunu
deneyimledik ucundan. Öyle bir an geliyor ki, artık bunun sonrası ölüm galiba
diyorsunuz. Ne olacak ki en fazla ölürüm. Hatta daha da artacaksa bu ses ölmek
iyidir belki de…
Evet bugün 16 Temmuz… Ülke ayakta… Adli tatil iptal… Hakim
ve savcılar göreve çağrıldı. “İdam geri gelecek mi”? tartışmaları
alevlendi.
Herkes istihbarat konusunu konuşuyor. İstihbarat neden
yoktu? Neden bu girişim öngörülemedi? Yeniden olabilir mi?
Şu bir gerçek kimse normal hayatına devam etmiyor. Herkesin
aklında bir soru işareti.
Başbakan Binali Yıldırım, “Bu darbe girişimine karşı halkın
darbe girişimidir” dedi. “Tarihte eşi görülmemiş bir darbe girişimidir, bunu
diğerlerinden ayıran belki de tek yapan halkın sokağa çıkarak demokrasiye sahip
çıkmasıdır ifadelerini kullandı ve ekledi: “Herkes işine gücüne baksın, akşam
ise tekrar meydanlara bekliyoruz!”. Hani kriz yönetimi diyorlar ya… Bence bu
halkın yönetimi… Darbeyi önlediyse halk önledi. Halk sokağa çıktı, halk
kurtardı TRT’yi CNNTÜRK’ü ve daha nicelerini… Halk tarandı, halk yaralandı,
halk direndi.
Ama bir noktaya da dikkat çekmek gerek. Ülkeye sahip çıkmak
derken katliam yapmaktan bahsetmiyoruz.
Doğru mudur bilmiyorum ama bir askerin kafasının kesildiğinden bahsediliyor.
Sosyal medya “ Meclisi bombalayacak kadar gözü dönmüş darbecilerle , asker kafası
kesecek kadar barbar cihatçılar arasında kaldık. Yok başka cehennem” yorumları
ile çalkalanıyor.
Meclis’in bombalanması ise zaten başlı başına skandal.
Tarihte eşi benzeri yok. Ne kadar büyük bir felaket atlatıldığının kanıtı;
neler yaşadığımızın…
Artık lütfen önlem alınsın… Ne yapılacaksa yapılsın! Bu
güvenlik zafiyeti, bu istihbarat açığı hayra alamet değil. Herkesin kem gözü bu
toprakların üstündeyken bunlar yaşanmamalı. Bu vatan kolay kazanılmadı,
yüzbinlerce şehidin kanıyla sulandı.
İstikrarı korumak için de şehit kanı dökülmesin artık. Analar, çocuklar ağlamasın!
Geçmiş olsun, ve
lütfen geçsin.