25 Şubat 2016 Perşembe

BANA NE OLDU BÖYLE?



Kendimi işe yaramaz hissediyorum, evet… Sanki bugüne kadar hiç bir şey başaramamış gibi… Hep kötü şeyler düşünüyorum. Çünkü neden sorusuna birden fazla yanıt bulabiliyorum. Üstelik bu yanıtlar hem olumlu hem de olumsuz… En kötü yanı da yazamıyorum. Bunları bile yazıya dökmek o kadar zor ki… Oysa ben hep yazardım, en kötü anlarımda bile yazarak kendimi toplardım. Yine aynı şeyi yapmalıyım.

Biraz geçmişe döneyim o zaman. Çünkü tanıyamıyorum kendimi… Fazla değil 11 yıl önce üniversiteyi kazanmak uğruna büyük bir savaş vermiş ve sonucunda Ankara’ya gelmiştim. Belki en çok istediğim bölüm değildi Ankara Üniversitesi-Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü… Ama üniversiteydi, gelecekti ve en önemlisi Kütahya değildi. Kurtuluştu…

Peki gerçekten “kurtuluş” muydu? Ailemden ayrı, bin bir zorlukla geçen yıllar… Ankara’ya büyükşehire alışma telaşı, taşralı küçük bir kız olmanın getirdiği çekingenlik üstüne de zor bir okul… Parasızlık, devlet yurdunda onca gürültüye karşın uyuyabilme ve ders çalışabilme, her şeyiyle farklı bazen de kötü hatta bayat yemekleri yiyebilme… Bunların hepsine alıştım inanabiliyor musunuz? Hem de bir senede… İkinci yılım o kadar da kötü değildi. Çünkü artık tanıyordum Ankara’yı, okulu, yurdu… Bir sürü arkadaşım vardı ve artık çalışıyordum bile. Hatta çeviri bile yapıyordum. Öyle yoğundum ki 36 saat uykusuz kalma rekorumu ilk o yıl kırdım.

O yaz Antalya’ya bir tatil köyüne staj için gittim. Dönüm noktalarından biri oydu. Turizmin bana göre olmadığını anladım. Döner dönmez de çift ana dal başvurusu yaptım. Bölüm ise gazetecilik… Rusçayı avantaja dönüştüreceğim bir mesleğim olmalıydı. Oldu da… Ama nasıl oldu? Aynı anda 17 ders almak ne demektir bilir misiniz? İki fakülte arası koşturmak nasıl bir duygudur hiç yaşadınız mı? Ben her gün koşturuyordum Cebeci’den Sıhhiye’ye ya da tam tersi istikamete. Çünkü çoğunlukla param yoktu. Bu yüzden öğrenci işlerine başvurdum. Yarı burslu yarı işçi kategorisinde öğrenci işleri arşivinde çalışmaya başladım. Aynı anda futsal takımına da girdim. Bir ara normal yürümenin nasıl bir şey olduğunu unutmuştum. Ama tam üç ay böyle yaşadım ben. Sürekli ordan oraya koşturarak, bir yerlere yetişmeye çalışarak… Ama sonra vücut iflas etti tabi. Baya bir hastalandım. Futsalı çok kötü şekilde bıraktım. Derslere yetişme kaygısını da bıraktım mecburen. İyi kötü o seneyi de toparladım. Arkadaşlarıma zaman ayırmak güç oluyordu ama onun için bile uğraşıyordum. Arşivde bir saatlik çalışmamızın karşılığı 3.120 lira gibi bir şeydi. Arkadaşlarım “ biz sana 3.5 lira verelim yanımızda kal, muhabbet edelim, görüşemiyoruz” bile derlerdi.

Yeri geldi aylarca eve-Kütahya’ya gidemedim. Ama derslerimi verdim. Hatta çiftanadal için yaz kursuna kaldım. Aynı zamanda pastanede çalışıp paramı da kazandım. Kazanmak zorundaydım çünkü artık yurttan bunalıp eve çıkmıştım. Babam işçi emeklisiydi ve zaten emekli maaşı zar zor yetiyordu. İnatla çalıştım yeri geldi uyumadım, aileme de arkadaşlarıma da vakit ayırdım. Çok başarılı değildim ama derslerimi geçiyordum. Öğrendiklerimi unutmamaya çalışıyordum. O yıl arkadaşlarla tatile bile gittik.

Son yıl yine koşuşturmayla geçti ama hayatıma TRT girdi. Ya da ben TRT’ye girdim ne derseniz. Tamam ayrıntıları geçeyim ama hiç pes etmedim sonuç olarak. Şimdi ediyor muyum? TRT çok ümitsiz bir zamanda umut olmuştu bana.  7 yıl sonra ise acı veren bir şeye dönüştü. Çünkü birdenbire işsiz kaldım. Tüm düzenim altüst oldu. Evlenmeyi planlıyordum. Evlilik ben iş bulana kadar rafa kaldırıldı. Bu dünyanın pek çok kirli yüzünü aynı anda görmüş oldum. Herkes mi, her şey mi aynı anda çekip gider? Öyle oldu ama… Yazıcım bile bozuldu. İş aramak için, çeviri yapmak için kullandığım laptop bile nişanlımın.

Bir zamanlar o her yere koşan, hiçbir şeyde yıkılmayan kız çocuğuna ne oldu bilmiyorum ama şu an aynada gördüğüm kadın başka biri sanki… Keşke büyümeseydim… Pes etmemem lazım biliyorum. Ama hiç kolay değil. Hele de sürekli darbe yemeye devam ederken…



15 Şubat 2016 Pazartesi

Rusya-Türkiye Gerilimi Işığında Fenerbahçe-Lokomotif Moskova Maçı

Rusya-Türkiye Gerilimi Işığında Fenerbahçe-Lokomotif Moskova Maçı

UEFA Avrupa Ligi'ndeki temsilcilerimizden Fenerbahçe, 2'inci turda Rus ekip Lokomotiv Moskova ile eşleşti. A Grubu'nu 2. sırada bitiren Fenerbahçe, Beşiktaş'ın grubundan çıkan Lokomotiv Moskova ile 16 Şubat'ta İstanbul'da, 25 Şubat'ta ise Moskova'da karşılaşacak. Türkiye ile Rusya arasında "sınır ihlali nedeniyle düşürülen Rus uçağı" krizi yaşanırken gerçekleşen bu eşleşme iki ülke ilişkileri açısından da önem kazandı.

Sporun temel amacı barış ve centilmenlik... Ancak gerilimin tavan yaptığı bu günlerde Türkiye ile Rusya'nın futbol kulüpleri arasında oynanacak futbol maçı bu krizi yumuşatmaya yetecek mi? Türkiye bu konuda iyimser... Başbakan Davutoğlu da kendisine yöneltilen soruya olumlu bir tablo çizerek yanıt verdi.

Davutoğlu,  "Fenerbahçe'ye başarılar diliyorum. Lokomotiv Moskova da Türkiye'nin yabancısı olduğu bir takım değil. Orada oynayacak olan gençler, sporcularımız bu sorunun parçası değil. Orada ve Türkiye'de stadyumu dolduracak Türk ve Rus vatandaşlar da birbirinin hasmı değil, düşmanı hiç değil. Centilmenlik içinde güzel bir maç olur ve bu iki ülke arasındaki gerilimi düşürecek bir etki yaparsa olumsuz gibi görünen bir tablodan güzel bir netice çıkmış olur. Benim dileğim o." ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Rusya arasında yaşanan gerilim düşünüldüğünde; İki kulübün eşleşme zamanı dışında kendilerine ait ilginçlikler de söz konusu... Lokomotiv Moskova Ruslar için önemli takımlardan biri...  1923 yılında kurulan Lokomotiv Moskova bir kamu kurumu olan Rus Demiryolları’nın futbol takımı.

Rusya’nın tanınmış diğer kulüpleri Putin tarafından mali yapılarını güçlendirmeleri için dolar milyarderleri oligarkların yönetimine verilirken, Lokomotiv Moskova demiryolları futbol takımı olarak mücadelesini sürdürüyor. Zira Rusya coğrafyası düşünüldüğünde Rus Demiryolları bir bakanlık kadar önemli bir işleve sahip ve 55 milyar doların üzerinde ciro yapıyor.
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın mevkidaşı Olga Smordskaya, 2010’dan bu yana kulübün başında ve ‘demir leydi’ olarak anılıyor.

Türkiye'nin temsilcisi Fenerbahçe'nin ise Rusya ile finansal ve ticari ilişkileri de dikkat çekiyor. Fenerbahçe’nin en önemli sponsorlarından biri Rusya merkezli arama motoru Yandex... Fenerbahçeli taraftarlar Yandex ürünlerini kullandıkça Fenerbahçe Kulübü de bundan maddi gelir sağlıyor.
Bu arada maç günü geldi. İki ülke arasındaki gerginliğe karşın futbol yine gücünü gösterdi. Rusya ve Türkiye bu maç için el ele verdi.  Fenerbahçe maçı için İstanbul'a 50 ila 70 arası Lokomotiv Moskova taraftarının geleceği kaydedildi. Lokomotiv Moskova kulübü taraftarlarından sorumlu direktör Alex Erunov , taraftarların havaalanından otellerine ve maçın yapılacağı alana kadar ise otobüslerle taşınacağını belirtti.

Öte yandan Rusya İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada bir grup uzmanın da İstanbul'a gönderilerek oradaki güvenlik konusunda Türk tarafına yardımcı olacağını açıkladı.
İçişleri Bakanlığı temsilcisi, "Fenerbahçe ve Lokomotiv Moskova arasında İstanbul'da oynanacak karşılaşma da yardımcı olmak üzere Türk polisinden bir davetiye aldık. Her iki ülkeden de karşılaşmaya yoğun ilgi olacağı göz önüne alınarak davetiyeye olumlu yanıt verildi" açıklaması yaptı.
Lokomotiv Moskova UEFA Avrupa ligi turnuvaları kapsamında Fenerbahçe ile 16 Şubat Salı günü İstanbul'da karşılaşacak. Şükrü Saraçoğlu stadında saat 19.00'da başlayacak maçı İsveç Futbol Federasyonundan Martin Strömbergsson yönetecek. Karşılaşmada   Strömbergsson'un yardımcılığını Daniel Gustavsson ve Stefan Hallberg yapacak. Dördüncü hakemliğini Magnus Sjöblom'un üstleneceği karşılaşmanın ilave yardımcı hakemleri ise Bojan Pandzic ve Mohammed Al-Hakim olacak. Rövanş maçı ise 25 Şubat Perşembe günü Moskova'da oynanacak.

Son olarak bir Rus takımı ile Şampiyonlar Ligi'nde 2012-2013 sezonu ön elemesinde karşılaşan Sarı-lacivertliler, Spartak Moskova'ya deplasmanda 2-1 mağlup olmuş, İstanbul'da ise 1-1 berabere kalarak "Devler Ligi"ne veda etmişti.

Şimdi iki ülkenin karşılaşacağı alan spor olacak. Temenniler ise gerilimin; amacı centilmenlik ve barış olan spor aracılığı ile yumuşaması…


PINAR ODABAŞI